3
Mar

3.AMENHOTEP HEYKELİNİN DEV KAFASI BULUNDU

   Yazan: kumbayram   Kategori Kapı Ağzı

3.Amenhotep'e ait kızıl granit heykel firavunun mezarında bulundu.

Şu ana kadar bulunan yüzlerin aksine belirgin olduğunu kaydeden kazı başkanı Dr. H. Souruozian, taçtan çeneye kadar heryerin sapasağlam olduğunu kaydetti.

Mısır'da M.Ö. 1387-1348 yılları arasında hüküm süren 3.Amenhotep'e ait olan heykelin sadece baş kısmının 2.5 metre olduğu kaydedildi.

3. Amenhotep Tutanhamun'un dedesidir.

9
Şub

İMPARATORLUĞUN PARA BİRİMİ:SULTANİ

   Yazan: kumbayram   Kategori Kapı Ağzı

Osmanlı Devleti ekonomisi gelişmeye ve zenginleşmeye başlayınca altın sikkeler bastırdı. Bunlar içinde tek Osmanlı sikkesi durumuna getirilene “Sultani” adı verilir. Sultaninin tek sikke haline getirilmesiyle Osmanlı Devleti Balkanlar’dan Mısır’a ve Kuzeybatı Afrika’ya kadar tüm imparatorluğu birleştirmiş olmaktadır. Sultaninin ağırlığı ve ayarı ülkelerarası ticarette temel aracı konumunda olan Venedik dükasına eşitlenmiştir.

Osmanlı Devleti sultaninin basılacağı yerleri de belirlemiştir. Bu seçimde her bölgenin hukuki statüsü dikkate alınmıştır. Balkanlar, Anadolu, Mısır, Tunus ve Cezayir’de düzenli olarak basılan sultani, Eflak-Boğdan ve Kırım’da bastırılmamıştır.

Kaynak: Pamuk, Şevket “Osmanlı Ekonomisi ve Kurumları”

3
Şub

AYDINLANMACI(!) TÜRK DÜŞMANI:MARTİN LUTHER

   Yazan: kumbayram   Kategori Kapı Ağzı

Reformun önde gelen temsilcilerinden biridir Martin Luther. Kilisenin gösterişli  yaşamına karşı başlattığı hareket yeni bir mezhebin -Protestanlık- doğmasına sebep olmuştur. Ancak gerek Türkler'in egemenlik alanlarında yaşayan hıristiyanların yaşam standartlarının yüksek olması nedeniyle halkın Türklere karşı olumlu bakış açısına sahip olması, gerekse, Viyana'nın kuşatılmış olmasından dolayı endişelenen Luther, Türk düşmanlığının propagandasını da yapmıştır. Her ne kadar Türklerin gösterişten uzak yaşam biçimlerini ve Allah'a itaatlerini övse de propagandasından geri durmamıştır. Bu bağlamda dualarını etkin birşekilde kullanmıştır. İşte size bu dualardan iki örnek;

"Tanrım yardımcı ol bize sözlerinle. Papa'nın ve Türklerin cinayetini engelle. Senin oğlun olan İsa'yı, senin tahtından indirmek isterler."

"Herşeye kadir Tanrı baba, biz şeytana, Papa ve Türklere karşı hiç günah işlemedik. Bu nedenle onların bizi cezalandırmaları için ne hakları ne de güçleri vardır. ama sen onları öfkenin değneği  olarak bizlere karşı eğer istersen kullanabilirsin"

23
Ara

İLK MİZAH DERGİMİZ:DİYOJEN

   Yazan: kumbayram   Kategori Kapı Ağzı

 

mizahbasini_diyojen

Doç.Dr. Hamza Çakır’ın “TARİHİMİZİN İLK MİZAH DERGİSİ DİYOJEN’İN KAPATMA CEZALARINA YİNE MİZAHİ YOLDAN GÖSTERDİĞİ TEPKİLER” isimli makalesinden alıntıdır.

 

İstanbul’da Teodor Kasap tarafından önceleri Fransızca ve Rumca bir mizah dergisi olarak yayımlanan (Diyojen, “mukaddime”, 24 Kasım 1870) Diyojen, 24 Kasım 1870’de de Türkçe olarak çıkmıştır. Dergi, başlangıçta dört sayfa olarak haftada bir defa Perşembe günleri, 23. sayıdan başlayarak haftada iki kez, 148. sayıdan sonra da haftada üç kez yayımlanmıştır. Daha sonra derginin Ermenice nüshası da basılmıştır.

Teodor Kasap, ilk sayıdan başlayarak yayın hayatına son verildiği 183. sayıya kadarki tüm nüshalarında “Diyojen” logosunun altına, ünlü filozof Diyojen’in İskender’e söylediği: “Gölge etme başka ihsan istemem” söylemine yer vererek siyasal iktidara, besleme basının4 rağbet gördüğü bir ortamda hükümetten hiçbir maddi destek istemediğini ve tek isteğinin yönetimin basın özgürlüğüne müdahale etmemesi mesajı olmuştur.

Derginin çıkış amacı ilk sayının “Mukaddime” kısmında ele alınmış, yazıda halkın düşünceleri ile hükümetin icraatlarını ve maksadını mizahi yoldan ortaya koymak olarak ifade edilmiştir. Bu konular yazılıp çizilirken de halkın günlük hayatta kullandığı sade Türkçe’nin kullanılacağına özen gösterileceği vurgulanmıştır

Dergi, Rus Çarı, Dışişleri Bakanı ve Rus Elçisi hakkındaki esprilerinden dolayı 10 Ocak 1973 tarihinde çıkardığı 183. sayı sonrası kapatılmıştır.

24
Kas

Toprağın Deniz Olduğu Fetih:1453

   Yazan: kumbayram   Kategori Kapı Ağzı

karadanİstanbul'un fethi denince akla ilk gelen gemilerin karadan yürütülüp yürütülmediği meselesidir. Hem merak konusudur bu konu hem de tartışma, polemik alanı. Bu olay kimilerini ikiye bile bölmüştür. Özellikle ülkemizde herkesin tarihçi olduğu düşünüldüğünde…. Ancak İstanbul'un fethi sırasında gemilerin yürütülmesi hadisesi dönemin çağdaşı Bizanslı tarihçiler tarafından net bir şekilde ifade edilmiştir. O dönemde bunları yazan Dukas, Kritovulos ve Halkokondilis bu olayı nakletmişler bizlere.

Bizanslı tarihçi Dukas bu tarihi olayı şu ifadelerle anlatıyor:

"İstanbul'un fethinde ise ilk defa toprak denize çevrildi, gemiler tepelerin üzerinden dalgaların üzerinden aşırır gibi yürütüldü."

Daha söze ne gerek…

16
Kas

Osmanlı’da Girit Açılımı: Halepa Fermanı

   Yazan: kumbayram   Kategori Kapı Ağzı

giritHalepa Fermanı, Osmanlı Devleti'nin İngiltere ve Rusya gibi devletlerin baskılarıyla Girit'te daha önce yapılan 1868 açılımına ek olarak taahhüt edilen ıslahatlardır. 20 Kasım 1878 tarihinde yayınlanan Ferman'ı Osmanlı Devleti adına asilerle imzalayan -olağanüstü komiser statüsüyle Girit'e giden- Gazi Ahmet Muhtar Paşa'dır.

Halepa Fermanında yer alan haklara göz atıldığında günümüzle ilgili bir takım öngörülerde çıkarılabilir. Fermana göre;

1) Girit valisi beş yıl süreyle atanacaktı. Valinin bir yardımcısı bulunacaktı. Vali Müslüman ise yardımcısı Hıristiyan, Hıristiyan ise yardımcısı Müslüman olacaktı.
2) Girit Genel Meclisi; 49 Hıristiyan, 31 Müslüman üyeden meydana gelecek, aldığı kararlar Osmanlı kanunlarına aykırı olmayacaktı.
3) Hıristiyan kaymakamlar, Müslüman kaymakamlardan sayıca fazla olacaktı.
4) Girit'te Türkçenin yanında Rumca da resmi dil olarak kabul edilecekti.
5) Vergi gelirlerinin yarısı adanın kamu hizmetlerine harcanacak, eğer adanın geliri giderlerini karşılayamayacak olursa, devlet yardımedecekti.

Verilen tüm bu geniş haklara rağmen adada bulunan Rumlar, Yunanistan'a bağlanma çalışmalarından hız kesmediler. Önce 1908 yılında Girit Milli Meclis'i bağlanma kararı aldı. Balkan Savaşlarının sonucunda ise 1913 yılında kesin olarak Yunanistan toprağı haline geldi
 

15
Kas

Osmanlı’da Azınlık Açılımı: Islahat Fermanı

   Yazan: kumbayram   Kategori Kapı Ağzı

slahatfermanmq3

I853-56 yılları arasında meydana gelen Kırım Savaşı neticesinde Avrupalı devletler barış için 1856 Paris Konferansını düzenlediler. Osmanlı devleti burada büyük devletlerin karşısında yer almasını engellemek ve iç işlerine müdahalede bulunulmasını ortadan kaldırmak için 18 Şubat 1856 yılında Islahat Fermanı'nı yayınlamıştır. Dönemin padişahı Abdülmecit'tir. Bu ferman ile Osmanlı Devleti azınlık açılımı yapmaktadır. bu açılımda artık gayrımüslim tebaa askeri okullara girebilecek ve devlet dairelerinde memur olabilecektir. Sultan bu açılımda din özgürlüğü garantisi de vermektedir. Halbuki Osmanlı Devleti kuruluşundan itibaren dini hoşgörüyü büyük ölçüde uygulayan bir devlettir.

Osmanlı Devleti'nin fermanla yapmış olduğu bu açılım, toplumun temelini teşkil eden ana unsur konumundaki müslümanlarca  tepkiyle karşılanmıştır. Reşid Paşa, hükümeti kaçınılmaz olan gerilimlere hazır olması konusunda uyarmıştır. Ahmed Cevdet Paşa ise bugünü Müslümanlar için acı ve keder günü olarak tanımlamıştır.

Elbetteki Islahat Fermanı ya da günümüz yaklaşımlarına göre bu azınlık açılımı istenilen sonuçları verememiştir. Ülke içinde misyonerlik faaliyetleri hızlanmış, Balkan topraklarındki gerilimler hızla artmış ve toprak kayıplarının zemini hazırlanmıştır.

9
Kas

hirat.org

   Yazan: kumbayram   Kategori Kapı Ağzı

Hiratorg1

5
Kas

Limanda Bir Mütareke: Mondros

   Yazan: kumbayram   Kategori Kapı Ağzı

ink1918eki026I.Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru Osmanlı Devleti, gerek savaşacak gücünün kalmaması, gerekse ABD Başkanı W.Wilson'un savaşa girmeden önce İtilaf devletlerince kabul edilen ilkelerine güvenerek Mondros Mütarekesini imzalamıştır. Mütareke silah bırakışma olmasına karşın 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesi, adeta ülkeyi paylaşıma hazırlama antlaşmasıdır. Ülkenin tüm ekonomik kaynaklarına el koyan mütareke, 7. maddesiyle ülkenin işgaline hukuki alt yapı hazırlarken, 24 maddesiyle ise Doğu topraklarında bir Ermeni devleti kurulacağını da açıkça ifade etmiştir. 30 Ekim 1918 tarihinde Limni Adasının Mondros limanında İngilizlere ait Agamennon zırhlısında imzalanan antlaşmaya Osmanlı'yı temsilen Rauf Bey (Obay) in başkanlığında bir heyet katılmıştır. İlginçtir, antlaşmanın imzalandığı Agamennon zırhlısı hem Çanakkale'yi geçemeyen donanmanın içerisinde yer alan bir gemi hem de Truva'yı yenen Yunan kralının adıdır. Mondros Mütarekesiyle ilgili en güzel yorumu anılarında Rauf Orbay'ın kendisi yapmıştır; "Masaya otururken hür ve bağımsız bir devletken masadan tutsak olarak kalktık"

5
Kas

Hirat.org

   Yazan: Besim   Kategori Kapı Ağzı

Hiratorg1

Sunucu çalışmalarımızdan sonra hirat.org tekrar yayında…